Oyunbolumleri-Güncel Oyun Haberleri


Güncel Oyun Haberleri

07 Kasım 2016
Call of Duty: Infinite Warfare – İnceleme (PUAN GELDİ)

7 Kasım 2016 Oyun Haberleri Yorum Yok

Sanıyoruz ki FPS denildiğinde günümüzde oyuncuların aklına ilk olarak Call of Duty ve Battlefield isimleri geliyordur. Bu iki köklü seri, özellikle çevirimiçi özellikleri ile FPS dünyasını ileri götüren yapımlar olmuştur. Battlefield, Call of Duty’ye göre daha gerçekçi oyun mekanikleri ve grafikleri ile, Call of Duty ise hızlı oynanışı ve basit yapısı ile birbirlerine üstünlük kurmak için kıyasıya bir rekabet içerisine girmiş bulunuyor.

Ancak son yıllarda Battlefield ile DICE’ın üst üste getirdiği başarılı yapımlar, Call of Duty’yi gölgede bırakmayı başarıyor. Özellikle Call of Duty’nin oyuncular tarafından artık pek de hoş karşılanmayan gelecek teması, serinin hayranlarını bir hayli kızdırdığı gibi, Battlefield’ın da elini güçlendiriyor. Battlefield 1 ile oyun dünyasında nadir gördüğümüz 1. Dünya Savaşı temasını ele alan DICE, bizleri iyice uzak geleceğe götüren Call of Duty: Infinite Warfare’a ciddi anlamda üstünlük sağlamış gibi gözüküyor. Hatırlarsanız, Battlefield 1’în tanıtım fragmanı en çok beğenilen oyun fragmanı olurken, Infinite Warfare’in tanıtım fragmanı en çok “beğenilmeyen” oyun fragmanı olmuştu.


Nerde o eski bayramlar…

Bu küçük ön bilgilendirmeden sonra, Call of Duty: Infinite Warfare incelemesinin çoklu oyuncu kısmına odaklanan ilk bölümüne başlayabiliriz. Öncelikle oyunun en önemli bölümünden, oynanışından bahsetmek istiyorum. Call of Duty: Infinite Warfare, her ne kadar eleştirsek de aslında akıcılığı ile takdirimizi kazanmayı başaran Black Ops III ile neredeyse bire bir aynı tadı sunuyor. Black OPS III’te olduğu gibi duvardan duvara atlama, çift zıplama gibi özellikler aynen korunuyor.  Hatta oynarken sanki Infinite Warfare değil de, Black OPS III’ün yeni bir DLC’sini oynuyor gibi hissettim. Ancak bu konuda pek bir eleştirim yok, her ne kadar gelecek temasını sevmiyor olsam da, objektif olarak kabul etmeliyim ki, oyun eğlenceli. Bu konuda yiğidi öldürüp hakkını yememek gerekiyor.

Infinite Warfare’in Black OPS III’ten bir diğer kopyası ise Black Ops III’deki Specialist’lerin Infinite Warfare’de de farklı bir isim altında bulunması. Combat Rigs adı verilen bu özel askerler, farklı oynanış stillerine uyum sağlıyor. Örneğin bir Combat Rig kısa mesafe çatışmalarında üstünlük sağlamayı başarırken, bir diğer Combat Rig kalkanı ile tank vazifesi görebiliyor. Her Combat Rig’in 3 farklı Payload’u, ve yine 3 farklı Trait’i bulunuyor. Payload’lar Black Ops III’deki özel güçlerimiz gibi, Trait’ler ise, önceki Call of Duty’lerdeki Perk’ler gibi işliyor.

Şimdi dilerseniz oyunda bulunan Combat Rig’lerden kısaca bahsedelim:

1. Warfighter

Oyunun kısa – orta mesafe savaşçısı diyebileceğimiz Warfighter, hem ofansif, hem de defansif oynanış sunuyor. Oyunun orta yollusu olan Warfighter’ın Payload Trait’leri şöyle:

Payload’lar

Claw:  Tatar yayına benzeyen Claw silahı, inanılmaz bir atış hızı sunuyor, ayrıca mermileri duvarlardan sekip kör noktadaki rakipleri öldürebiliyor.
Combat Focus: Kısıtlı bir süre içerisinde iki kat Streak puanı kazanabiliyor
OverDrive: Geçici bir süre için hız artımı yapıyor.

Trait’ler

Ping:  Öldürmeler ve asistler dost oyunculara bir ping yolluyor ve yakında bulunan düşmanları gösteriyor.
Persistance: Scorestreak’ler öldüğümüzde resetlenmiyor. Ancak her bir streak daha zor açılıyor ve oyun boyunca bir kez kullanılabiliyor.
Resupply: Silah ve cephaneler scavenger çantalarından doldurulabiliyor.

2. Merc

Oyunun tankı diyebileceğimiz Merc, defansif anlamda bizlere yardımcı oluyor. Zırhı ile cephenin ön saflarında bulunabiliyor.

Payload’lar

Steel Dragon:  Birden fazla düşmanı takip edebilen bir lazer silahı
Bull Charge:  Kalkanı eline alıp koşarak rakipleri etkisiz hale getirebiliyor
Reactive Armor:  Kısa bir süre için ateşli silahlardan koruma sağlıyor

Trait’ler

Man-At-Arms:  Oyuncu herhangi bir negatif etki olmadan fazladan mermi ve silah taşıyabiliyor.
Infusion: Oyuncu hasar aldıktan sonra daha kısa bir sürede canını yenileyebiliyor
Shockwave: Havaya zıpladıktan sonra yere ölümcül vuruşlar yapılabiliyor.

3. FTL

Infinite Warfare’in hızlı çocuğu olan FTL, çatışmaya hızlıca girip, iki tokat atıp, uzaklaşmak isteyen vur kaç ustalarının Combat Rig’i olarak göze çarpıyor.

Payload’lar

Eraser: Düşmana tek atıp küle çeviren bir tabanca
FTL Jump:  Kısa mesafede ışınlanmamıza izin veriyor.
Phase Shift: Oyuncuyu farklı bir boyuta sokuyor. Oyuncu bu boyutta iken hasar almıyor, ancak bir düşman FTL oyuncusu da bu boyuta girerse, hasar alabiliyor.

Trait’ler

Power Slide: Oyuncu daha uzağa, daha hızlı bir şekilde kayabiliyor, ayrıca kayarken sağ tık ile hedef de alabiliyor.
SuperCharge:  Öldürülen düşmanlarda Payload’ların daha hızlı açılmasını sağlayan paketler düşürüyor.
Perception:  Eğer baktımız yönde herhangi bir düşman varsa ekranda uyarı veriyor.


Remember, no gelecek!

4. Stryker

Yeni Call of Duty’nin destek odaklı Combat Rig’i olan Stryker, düşmanları zayıflatarak takımımıza destek oluyor.

Payload’lar

Gravity Vortex Gun:  Yer çekimini bozan bir mermi atan silah, rakipleri bu mermiye doğru çekiyor ve hasar veriyor.
Micro Turret: Yere düşmanları gördüğü anda ateş eden bir silah kuruyor
Centurion:  Düşmanların alet ve edavatlarını bozan bir EMP silahı

Trait’ler

Trophy Drone: Düşmanların özel saldırılarını durdurabilen bir alet
Relay: Yere kurulabilen ve düşman yaklaştığında haber verebilen bir radar
Hardened: Alet ve drone’lar öldüğümüzde kaybolmuyor ayrıca daha fazla cana sahip oluyor

5. Phantom

Call of Duty’lerin sinsi oyuncularına özel olan Phantom, daha çok sniper oynayan ve gözlerden ırak olmayı seven oyuncuların favori Combat Rig’i olacak gibi gözüküyor.

Payload’lar

Ballista EM3: Düşmanları duvara mıhlayan bir silah
Pulsar:  Rakipleri gerçek zamanlı olarak ekranda takip etmemize izin veren bir özellik
Active Camo: Bizleri neredeyse görünmez yapan bir özellik

Trait’ler

Marked Target: Düşmana vurduğumuz her hasar, canlarının yenilenmesini 5 saniye boyunca durduruyor
Heigtened Senses: Sniper silahı ile zoom yaptığımızda ses duyarlılığımız artıyor
Rearguard: Arkadan aldığımız hasarları azaltan bir kalkan

6. Synaptic

Oyunun yakın mesafe de en güçlü Combat Rig’i olan Synaptic, adeta bir kaplan gibi düşmana atılabiliyor.

Payload’lar

Equalizer: Çift el susturucu makineli silah alıyor
Reaper: Dört ayak üstüne dönüşen Synaptic, müthiş bir hız kazanıyor ve rakiplerini yakın mesafeden tek vuruşta etkisiz hale getiriyor
Propulsion: Sağa ve sola hızlıca atlama yapılabiliyor

Oyundaki Combat Rig’leri bir kenara bıraktıktan sonra, silah sistemine giriş yapmak istiyorum. Öncelikle oyundaki silah çeşitliliği eski Call of Duty’lerden pek de farklı değil. Ancak, yeni eklenen silah craftlama sistemi, oyun içerisinde kullandığımız silahlara ekstra özellikler ekleyerek karşımıza çıkıyor. Oyunu oynadıkça kazandığımız craft puanları veya Supply Drop’lardan düşen puanlar ile, kullandığımız silahların, Rare, Legendary veya Epic sürümlerini craft’laya biliyoruz. Bu üst seviye silahlar ise bizlere ekstra özellikler verebiliyor. Bu özelliklere örnek verecek olursak, bazıları mesafe ile oluşan damage düşüklüğünün önüne geçiyor, bazıları ise daha hızlı reload yapmamıza olanak sağlıyor.

Infinite Warfare’in çoklu oyuncu kısmında en beğenmediğim durum ise belki de bir FPS oyunun en önemli yanı olan haritaları. Ya Infinity Ward, sen ki bizlere Modern Warfare serisini hediye etmiş trilyonluk bir şirketsin. Bu kadar mı kötü yapılır harita tasarımları. Oyun zaten o basitliğini kaybetmiş, bir de haritaları resmen labirent haline getirmişler. Öyle ki çoğu haritayı öğrenmek gerçekten zaman alacak. Ve etraf öyle dolu ki, düşmanı görmek hak getire… Eğer harita tasarımları en azından Black Ops III gibi olsaydı. Infinite Warfare’in çoklu oyuncu kısmı biraz daha adam olabilirdi. Şuan için CoD hayranlarının bile uzak durması gereken bir yapım.

Gelelim bir diğer işkenceye, oyunun ekranımızdaki küçük haritasına. Hayır hangi akıllı tasarımcı bu haritayı sol üst köşeye koymayı düşünmüş valla hayret ettim. Hadi bunu oraya koydunuz, bari yerini değiştirmemize izin verseydiniz. Haritaya bakarken ölmekten bıktım, bakmasam pusu yemekten bıktım. Infinity Ward’ın ilk güncelleme ile mini map konumunu değiştirmemize izin vermesi gerekiyor, yoksa iş yaş.


Hani 4. Dünya Savaşı taş ve sopalarla yapılacaktı?

Oyunun çoklu oyuncu kısmının özeti böyle. Anlatacak çok bişey yok, klasik bir cod ile karşı karşıyayız. Şahsen açık konuşmak gerekirse, Battlefield 1 ve Titanfall 2’den çıkıp CoD’a girdiğimde, iki nesil geriye gitmiş gibi hissettim, ki ben CoD serisinde toplamda 6000-7000 saat harcamış adamım. Ancak açık söylemem gerekiyor ki, Infinity Ward ve Activision, gelecek temasında ısrar etmeye devam ederse, bu muhteşem FPS serisi yakın zamanda tarihe gömülebilir. Umarız ki bir sonraki oyun ile bizi 2. Dünya Savaşına veya en azından Vietnam’a götürürler, o eski saf oldschool FPS hissini çok ama çok özledik.

Infinite Warfare incelemesinin ilk kısmı olan çoklu oyuncu bölümüne son veriyoruz. Oyunun asıl iddialı kısmı olan senaryo mod’una, önümüzdeki günlerde incelememizin ikinci bölümünde değineceğim. Oyunun nihai puanı ve artı eksileri de o zaman belli olacak.

Kısa bir süre ardından incelememize devam edebiliriz. İncelememizin ikinci bölümü belirtmiş olduğum gibi oyunun asıl iddialı olan kısmına, yani hikaye mod’una odaklanacak. Ancak hikaye mod’undan bahsetmeye başlamadan önce, çoklu oyuncu tarafında 2-3 günlük oynanış sonrası ciddi bir eleştirim var. Infinity Ward’dan bunu okuyan herhangi biri varsa, Allah aşkına şu SMG’lerin gücünü düşürün. Bu kadar OP olunmaz…

Neyse, konuyu dağıtmayalım ve başlayalım. Call of Duty: Infinite Warfare, bizleri Black Ops III veya Advanced Warfare’den daha da uzak geleceğe, insan oğlunun güneş sisteminde özgürce yol alabildiği, gezegenleri kolonileştirdiği bir çağa götürüyor. Hepimizin Game of Thrones’daki Jon Snow rolü ile yakından tanıdığı Kit Harington tarafından oynanan Settlement Defence Front’un komutanı Salen Kotch oyunda baş düşmanımız olarak karşımıza çıkıyor. Mars’a koloni kuran ve UNSA’in (United Nations Space Allience) en büyük düşmanı olan SDF, Cenevre’de her yıl düzenlenen filo buluşmasına sürpriz bir saldırı gerçekleştiriyor ve olaylar gelişiyor.

Tamamen militarist bir topluluk olan SDF, UNSA’ya neden böyle bir düşmanlık besliyor bilinmese de, SDF’in eski Call of Duty’deki Rus’ların rolünü üstlendiğini belirtebilirim. Zaten hepsinin Rus aksanı ile konuşması durumu gözler önüne seriyor. Activision’ın bu kötü Rus adam imajına hala daha bu kadar sıkı sıkıya bağlanması ilginç. Ancak yakın zamanda kötü adam rolünü Rus’lar, Çin’lilere devredebilir. Önümüzdeki Call of Duty’lerde bunu görmeyi bekleyebiliriz.

Oyun boyunca diğer Call of Duty’lerden alışık olmadığımız bir durum söz konusu. Artık istediğimiz göreve gidebiliyor, veya yan görevleri seçebiliyoruz. Ship Assault ve Jackal Strike isimli yan görevlerimiz mevcut. Ship Assault görevleri, güneş sistemi etrafında konumlanmış olan SDF gemilerine saldırı düzenleyip, çeşitli görevleri gerçekleştirmek üzerine kurulu. Bazı görevlerde rehine kurtarmamız gerekirken, bazen prototip silahları çalmamız isteniyor.


Özledik böyle sahneleri…

Jackal görevleri ise bambaşka bir boyutta. Jackal ismi verilen ve uzayda yol alabilen F22’lere benzettiğim uçaklar emrimize veriliyor. Düşman gemilerine veya bölgelerine, uçaklarımız ile saldırı gerçekleştiriyor, görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Jackal kullanımının tam anlamı ile Arcade bir yapıda olduğunu söyleyebilirim. En ufak bir simülasyon kokusu bile yok. Ancak bu kullanmanın ve görevlerin zevkli olmadığı anlamına gelmesin. Aksine keşke çoklu oyuncu mod’unda da Jackal vs Jackal mod’u olsaydı dedim. Gerçekten eğlenceli olabilirdi.

Ayrıca hikaye boyunca bazı bölümlerde sıfır yer çekimi görevleri de mevcut. Uzayda çatışmamı olurmuş diye ön yargılı yaklaşsam da, 360 derece özgür bir şekilde uzayda süzülürken, düşmanları birer birer avlamak gerçekten ama gerçekten çok eğlenceliydi. Bu bölümlerin tasarımları da oldukça başarılı olduğu için, o uzayın sonsuz boşluğunda hiç ama hiç sıkılmadım. Hatta tıpkı Jackal mod’unda olduğu gibi, keşke Infinity Ward 0 yer çekimli çoklu oyuncu haritaları ekleseydi dedim ki, daha sonra yaptığım araştırmalarda bu tip haritaların DLC ile eklenebileceğini öğrendim. Jackal mod’unu ise hiç beklememek gerek, çünkü gelmeyeceği kesin.

Hikaye mod’unun beni şaşırtan bir diğer kısmı ise, oyun tamamen gelecekte geçiyor olmasına rağmen, savaş hissini verebilmesi. Yani yaptığımız operasyonlar, hikaye görevleri, birer süper teknolojili nokta atışları değil de, gerçekten ortada olan bir savaşın içinde olduğunuz hissini veriyor. Oyun içerisinde karşılaştığımız dramatik olaylar, büyük çatışmalar, bu hissi size yaşatmayı başarıyor. Gelecekte geçen bir oyunda, 2. Dünya Savaşı hissi vermek gerçekten zor olsa da, Infinity Ward bunu başarmış. Kendilerini gerçekten tebrik ediyorum.


War. War never changes…

Dramatik sahnelerden bahsetmişken birazcık açmak istiyorum. Oyun boyunca tabii ki kaybettiğimiz dostlarımız oluyor. Bu gibi anların drama dozu yerinde olsa da, karakterimizin tepkilerini biraz aşırı buldum. Özellikle kontrol ettiğimiz Reyes, bu gibi anlarda kasıntı derecesinde duygusal davranıyor. Klasik bir Amerikan filmi kokusu veren bu durum, keşke biraz daha hafifletilseydi.

Oyunun aksiyon sahneleri ise yine benden tam puan almayı başarıyor. Hemen hemen her hikaye görevinde unutulmaz anlar yaşayabiliyoruz. Oyunun bölüm tasarımcısı gerçekten sağlam bir iş çıkarmış. Eski Call of Duty’lerden özlediğimiz o unutulmaz anlar, Infinite Warfare’de de bizleri bekliyor. Spoiler vermek istemediğim için burada anlatamıyorum ama, oyunun ilk 3 saatinde gerçekten etkileneceğinizin garantisini verebilirim.

Hikaye tarafında bir diğer önemli konu ise ara sahnelerin durumu. Infinite Warfare’in ara sahnelerinde oyun motoru kullanılmamış, yani araya videolar giriyor. Bu durumdan şahsen nefret ediyorum, çünkü oyundan sizi koparıyor ve oyuna geri döndüğünüzde, o kopuşu hissedebiliyorsunuz. Ancak altını çizeyim, ara sahneler o kadar güzel gözüküyor ki, bazen sanki CGI değil de, gerçekmiş zannediyorsunuz. Hele ki bir CGI animasyonunda bu kadar gerçekçi saçları daha önce hiç görmemiştim. Helal olsun diyorum…

Lafı daha fazla uzatırdım ama, gerçekten de oyuna dönüp hikayeye devam etme isteğime karşı koyamıyorum. Ya arkadaş, ne kadar da övdün, Activision sana para mı verdi demeyin, hikaye mod’u gerçekten çok başarılı, hatta CoD 1 ve 2’yi saymazsak (Onların yeri ap ayrı) oynadığım en iyi 3 Call of Duty hikayesi içine girebilir.

Son sözlere gelecek olursak, Call of Duty: Infinite Warfare, yalnızca hikaye mod’u ile satışa sunulsaydı. Benden 90 puanı alma ihtimali olabilirdi. Şuan için başarısız çoklu oyuncu mod’unun gölgesinde kalan yapım, yine de saf hikayesi ile aldığı puanı hakediyor. Eğer benim için multiplayer önemli değil, ben sinematik bir FPS arıyorum diyorsanız, Call of Duty: Infinite Warfare’i size kesinlikle önerebilirim. Ancak CoD serisinde genelde çoklu oyuncu tarafında vakit harcıyorsanız, kesinlikle uzak durun, hayal kırıklığına uğrarsınız.

Yorum Yap

Copyright © 2014. Tüm hakları saklıdır.
porno porno anal porno